Gezinti (Madam Monet ve Oğlu)


Ressam: Claude Monet

Eserin Bitiş Tarihi: 1875

Eserin Bulunduğu Yer: Paul Mellon Koleksiyonu, Ulusal Sanat Galerisi, Washington

Eserin Gerçek Boyutu: 100 x 81 cm

Tür: Manzara

Stil: Empresyonizm

Teknik: Yağlıboya

Materyal: Tuval

Merhabalar,
Bugün sizlerle birlikte İzlenimcilik (Empresyonizm) akımının öncülerinden biri olan Fransız ressam Claude Monet'nin 1875-1876 yılları arasında yaptığı bir dizi resmin parçalarından birini inceleyeğiz. Şemsiyeli kadın resimlerinden en sevdiğim tablo bu. Çünkü tamamen açık renkler ağırlıkta ve diğer resimlere nazaran bu tabloya bakarken sükuneti içimde hissedebiliyorum. Bu resimler her ne kadar ressamın erken dönem işlerinden olsa da, Monet manzara resimlerindeki yeteneğini bu resimlerde belli ediyordu.


Eski blogumda Monet'nin eşi Camille ve oğlu Jean ile birlikte Argenteuil'de yaşadıkları dönemde sık sık yürüyüşe çıktıklarından bahsetmiştim. Zaten Argenteuil, Empresyonist ressamlar için her zaman ilham kaynağı olarak bilinir. Yine rüzgarlı bir yaz günü çıktıkları yürüyüşte ressam, eşini ve oğlunu bir tepecik üzerindeyken resmetmiştir. Bu eser, Empresyonizme özgü olan "şöyle bir gezdiriverme" kavramına da somut bir örnek teşkil ediyor.

Resmin birincil planında masmavi gökyüzünün altında elinde yeşil şemsiyesi, üzerinde efil efil rüzgarda dalgalanan beyaz elbisesiyle, bir tepeciğin üzerinde izleyiciyi yukarıdan izleyen figür Madam Monet'nin (Camille) ta kendisi. Biraz geride duran, yaklaşık altı, yedi yaşlarında olduğunu tahmin edebileceğimiz, başındaki şapkasıyla güneşten korunan çocuk figürü ise Claude Monet'nin biricik oğlu Jean Monet.


Birbiriyle titreşen yumuşak lekelerden oluşan fırça darbeleri, kendiliğinden olmuş duygusunu ve doğallığını yansıtan en iyi unsur. Madam Monet'nin beyaz elbisesinin etek kısımları bunu rahatça görebildiğimiz yerlerden bir tanesi. Diğerleri ise Madam Monet'nin yüzündeki peçe (veya eşarp, siz ne derseniz) ve gökyüzündeki küçük beyaz bulutlar. Bulutların nerede başlayıp, Madam Monet'nin rüzgarda uçuşan eşarbının nerede bittiğini söylemek de bir hayli güç.


Güneş ve rüzgarın betimlenişi de sahnedeki devinime katkı sağlıyor. Sağdan gelen güneş ışığı soldan esen rüzgarla (Bkz: elbisenin sarmalanmış kıvrımlarının duruşu) güçlü bir karşıtlık oluşturuyor. Rüzgar ve güneş, tuvalin merkezindeki yan yatmış otlarla başlayan, elbisenin arkasındaki beyazımsı parlak alanlarla bükümlenip şemsiyenin tepesine uzanan girdaplı görünümü oluşturmak üzere yekvücut olmuş.


Resmin yukarıya doğru güçlü bir perspektife sahip olması, figürlerin göğün önünde bir silüet oluşturmasına neden oluyor. Bu da güneş ve ışığın resimdeki dinamik etkisini arttırıyor. Monet, oğlunu sadece belden yukarı resmederek resme bir derinlik duygusu katmıştır. Eğer parmaklarınızla bu figürü yok sayarsanız, resim tüm derinliğini kaybeder. Kısaca şöyle söyleyebiliriz: Şemsiye, kadın ve küçük çocuk bir nevi denge üçgeni oluştuyor.


Figürlerin göğün önüne yerleştirilmesinden bahsetmişken, ressam sadece bununla sınırlı kalmadı. Renk ve çizgilerle figürlerini sıkı sıkıya bulundukları yere sabitledi. Şemşiyenin yeşil alt tarafı, tepeciğin yeşilliğiyle güçlü bir bağ oluşturuyor. Şemşiyenin sapının da belirgin resmedilmiş olması gözü önce yukarıya (şemsiyeye doğru) ardından tepeciğe ve resmin bütününe yönlendiriyor.

Bu çalışma ailenin günlük yaşantısının bir kaydıdır, portre çalışması değildir. Çalışma açık havada hızlıca boyandığı için sanat yorumcularına göre birkaç saat içinde ressam tarafından bitirilmiş ve "Claude Monet 1875" olarak imzanlanmıştır. Ve resim, Monet'nin o dönemlere ait en büyük boyutlu tablosu.

Yorum Gönder

Daha yeni Daha eski

İletişim Formu