Ressam: Pieter Bruegel the Elder (Baba)*
Eserin Bitiş Tarihi: 1566
Dönem: 16.yüzyıl
Eserin Bulunduğu Yer: Belçika Kraliyet Güzel Sanatlar Müzesi, Brüksel
Eserin Gerçek Boyutu: 116 cm x 164.5 cm
Tür: Tür Resmi
Stil: Kuzey Rönesansı
Teknik: Yağlıboya
Materyal: Panel
Mükemmel bir yılbaşı kartı manzarası.Bence Bruegel aklımızdaki yılbaşı görüntüsünü yarattı.Çünkü resim sanatında kar manzaralarını yaratan oydu.Jonathan Jones, Sanat Eleştirmeni
Bethlehem'de Nüfus Sayımı adlı bu resim Luka İncili'nde aşağıda alıntılanan bölümden ilham alınarak tasvir edilmiştir.
O günlerde Augustus (Sezar) bütün Roma dünyasında bir nüfus sayımının yapılması için buyruk çıkardı. Bu ilk sayım, Kirinius'un Suriye valiliği zamanında yapıldı. Herkes yazılmak için kendi kentine gitti. Böylece Yusuf (Joseph) da, Davut'un soyundan ve torunlarından olduğu için Celile'nin Nasıra Kenti'nden Yahudiye bölgesine, Davut'un kenti Bethlehem'e gitti. Orada, hamile olan nişanlısı Meryem'le (Mary-Meryem Ana) birlikte yazılacaktı.Yeni Ahit / Nasıralı İsa, Luka, Bap 2
![]() |
| At üzerinde İsa'ya hamile olan Meryem Ana ve at çeken Yusuf |
Üstteki detayda Meryem ve Yusuf'u tasvir eden figürlerin detaylı bir görünümü yer almakta. (Meryem, burada Hz. İsa'ya hamile) Resimde Meryem Ana'yı görmemiz bizde resmin dini içerikli bir resim algısını uyandırabilir. Fakat ressamımızın amacı yalnızca nüfus sayımı ile birlikte Flaman halkın günlük hayatını yansıtmaktı. İzleyiciye adeta yüksekçe bir tepeye yerleşmiş ve olanı biteni izliyormuş hissi vermek istediğini görmekteyiz. Bethlehem Yusuf'un doğup büyüdüğü kasaba olduğundan ve zannımca ressamın da Meryem Ana, Yusuf ve bebek İsa'ya düşkünlüğünden figürleri tablosuna işlemiş.
Elimden geldiğince konuyu resimlerle detaylandırmaya çalışacağım. Çünkü kar manzarasının yanı sıra eseri ilginç kılan diğer bir unsur da detayları. Sizi bilemem ama her bir detay sanki farklı bir tabloymuş gibi geliyor bana…
![]() |
| Yıkılıp harabeye dönen kale |
Resim her ne kadar 16. yüzyıla ait olsa ve gerek figürler gerek objelerden çok eski zamanı yansıttığını anlasak da, ressam eserinde günümüzde bile karşılaştığımız modern konuları ele almış. Eserin genel görünüşünde sanki bir göç havası hakim. Göç yapmamışlar desek zaten yanılmış oluruz. İnsanlar, yaşadıkları yeri terk etmek zorunda kalıp mülteciler gibi zamanında ayrıldıkları kendi kentlerine dönmüşler. Geriye doğru olmuş olsa da, bu da bir göçtür sonuçta. Figürlerin genel görünüş ve özellikle yüz ifadelerine dikkat edebilirseniz durumu anlayabilirsiniz.
![]() |
| Domuz kesen küçük bir grup |
Eserde, parlak kırmızı tonlarında resmedilmiş bölümler insanı resmi baştan sona izlemeye yönlendiriyor doğrusu. İzleyicinin gözleri domuz kesen küçük bir gruptan buz üstünde sırtlarındaki yükle zar zor yürüyenlere, kar topu oynayan çocuklardan ufukta batan kızıl güneşe kadar gidiyor.
![]() |
| Sırtlarındaki yükle zar zor yürümeye çalışan bir grup insan |
Uzaktan izlediğinizde hiçbir sıkıntı yok ama yakınlaşıp derinlemesine incelediğiniz zaman tüm bu detaylar size karışık görünebilir hatta gözleriniz yorulabilir (beyaz kar manzaralarından dolayı). Bu hem eserin boyutlarının büyük olmasından hem de ressamın çok fazla obje/figür tasvir etmesinden kaynaklanıyor. Bir figür eğilmiş ayakkabılarını bağlarken ortadaki kulübeden bir adam çıkıyor. Çocuklar kar topu oynayıp buzda kayarken, birkaç figür domuz kesiyor vs.
Müzede sergilendiği duvar karşısına geçip esere üstünkörü bakmak için bile birkaç dakikaya ihtiyacınız olabilir ki umarım böyle değil, detaylıca incelersiniz :)
Haksız değilim öyle değil mi? Ön plana baktığımızda bir grup insan sağdan sola doğru ilerliyor. Bir kısmı yayan, bir kısmı binek hayvanları üzerinde. (Bkz: Meryem Ana) Tablonun en soluna baktığımızda ise müthiş bir kalabalık var. Bina önünde bir şeylerin alış verişi yapılıyor sanki. Masanın diğer tarafında bulunan bir figür kolunu uzatmış sıradaki kişiden para alıyormuş gibi.
Resmin geneline kar nedeniyle beyaz renk hakim, ikinci rengimiz ise kırmızı tonlarında bir kiremit rengi. Geçen yıllar ve restorasyonda kullanılan kimyasallar biraz rengiyle oynamış ve kahverengimsi bir renk almış olsa da eser hala mükemmel görünüyor.
![]() |
| Kayıt ve para alış verişi, daha net görünen bir detay |
Şuraya bir iki not düşeyim: Bethlehem, Filistin'de Hz. İsa'nın doğduğu kasaba. Ayrıca resim Dünya'daki ilk nüfus sayımını tasvir ediyor. Ek olarak; kar manzaralarını seven ressamımız burada bize küçük bir oyun oynamış. Oyun demek ne kadar doğru bilmiyorum ama benim hoşuma gitti: Bethlehem'e hiç kar yağmamış. Bir de yukarıda belirttim ama tekrar açıklarsam iyi olacak; sanıldığının aksine ressam nüfus sayımını birebir anlatmıyor. Ressam, İncil'de okuduğu bölümden ilham alarak bu resmi yapıyor. Aradaki fark çok büyük, karıştırılmamalı. Bruegel'nin kar sevdasının hikayesini hayat hikayesini incelerken tekrar değiniriz ama havada kalmasın, biraz bahsedeyim: Ressam, o yıllarda uzunca bir yolculuğa (2 yıllık) çıkmıştı ve dönüş yolu Alplerden geçiyordu. Hayatı boyunca hiç kar görmemiş biri olarak, gördüğü manzara karşısında adeta nutku tutulmuş ve büyülenmiş. Derler ki, Alplerden geçerken dağları tepeleri yutmuş. Sonra eve döndüğünde yalayıp yuttuğu her şeyi tuvallarine tükürmüş. Bu yüzden bu kar manzaralarını ve diğer tabiat resimlerini bu kadar güzel yapabilmiş. Bruegel bu yolculuktan sonra gözünü yeniden eğitti ve tuvallerinin karşısına geçti.
Evet, şimdi gelelim konunun en başta ressamın isminin yanına neden "baba" diye belirttiğimi. Öncelikle Pieter Brueghel'nin iki oğlunun ismi de Pieter Brueghel, ve ikisi de ressam. Başlarda baba Bruegel'nin imzası farklıydı fakat sonraları aynı imzaları atmaya başladılar. Eserlerin karışmaması adına "baba", "oğul" diye ayırmak en doğrusu. Bu çalışmayı baba Pieter Bruegel yaratmıştır. Bazı kaynaklarda "usta" olarak geçtiğini de görebilirsiniz, baba-usta ikisi de yaşlı Bruegel'i tanımlıyor. Ressam da, ilerleyen dönemde karışıklıkları önlemek amacıyla soyadındaki "h" harfini atmıştır.







